Türkiye Avrupa’ya ‘yeşil hidrojen’ ihraç edebilir

Türkiye’nin en önemli ve öncelikli sorunlarından biri hiç şüphesiz cari açık. Cari açıktaki en büyük kalem ise enerji. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için farklı alternatifler deneyen Ankara, son dönemlerde yenilenebilir enerji alanında attığı adımlarla öne çıkıyor.

Haliyle bu durum rakamlara da yansıyor… Türkiye yenilenebilir enerjide kurulu güç bakımından halihazırda Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya ile Avrupa’da ilk beş, dünyada ise ilk 12 ülke arasında. 99 gigawatt’ı (GW) aşan kurulu gücünün yüzde 53’ünden fazlası yenilenebilir enerjiye dayanıyor ve bu oran yapılan yatırımlarla giderek artıyor.

Küresel elektrik üretiminin ortalama yüzde 25’i yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ediliyor. Türkiye ise 2020’de yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranında yüzde 43’e ulaştı. Bu sonuç Ankara’yı dünya ortalamasının üzerine taşıyor.

Türkiye yenilenebilir enerjide kurulu gücünü giderek artırıyor.

[Türkiye yenilenebilir enerjide kurulu gücünü giderek artırıyor.]

Dünya enerji krizini aşabilecek mi?

Paris merkezli “Trocadéro Forum” adlı düşünce kuruluşunca geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bir konferansta üzerinde durulan en önemli meselelerden biri küresel enerji krizi ve enerjideki dönüşüm oldu. Dünyanın farklı ülkelerinden her biri kendi alanında uzman isimlerin katıldığı etkinliğe Türkiye’den Dışişleri Bakanlığı Enerji Danışmanı Caner Can davet edildi.

Can’ın Türkiye için ortaya koyduğu muhtemel senaryoya geçmeden önce dünyanın enerji açısından nasıl göründüğüne kısaca bakmakta fayda var… Petrol, doğal gaz ve kömür fiyatlarında yaşanan artışlar küresel gündemde üst sıralarda yerini aldı. Son bir yıl içerisinde Avrupa’da kömür fiyatları yüzde 300, Brent petrol fiyatı yüzde 90 ve ABD’de referans olarak alınan Henry Hub doğal gaz fiyatı da aynı şekilde yüzde 90 oranında arttı.

Dünyanın ‘üretim üssü’ Çin’de elektrik kesintileri yaşandı, fabrikalar kapandı. Bu durum tedarik zincirini bozdu. Avrupa’da Kuzey Denizi’nde düşük rüzgarlar nedeniyle Avrupa’da enerji kesintileri meydana geldi. ABD’de benzin fiyatları son 10 yıl ortalamasının çok üzerine çıktı.

Çin'deki enerji krizinin ardından gelen elektrik kesintileri ülkedeki üretim dengeleri de bozdu.

[Çin’deki enerji krizinin ardından gelen elektrik kesintileri ülkedeki üretim dengeleri de bozdu.]

Türkiye dönüşümün neresinde olacak?

Caner Can’a göre dünya enerji alanında önemli bir dönüşümün eşiğinde… Peki bu dönüşümde Türkiye nasıl konumlanacak? Bu konuya Ankara’nın Paris Anlaşması’na taraf olması hatırlatmasıyla yanıt veriyor Can. Ve 2053 yılı için net sıfır salım hedefini anımsatarak giriyor.

Türk ekonomisinin ve Türk enerji sektörünün büyüklüğü ile dinamikleri dikkate alındığında 2053 net sıfır salım hedefimizin gerçekleştirilmesinde önemli sınamalarla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiyor.

Bu süreçte Türkiye’nin avantajları olduğuna da değiniyor, “Türkiye’nin enerji kaynak ve güzergah çeşitliliği konusundaki başarılı stratejisi, bölgesindeki en güçlü enerji altyapısı, yenilenebilir enerji alanındaki potansiyeli ve bu alanda son dönemde kaydedilen yüksek kapasite kullanım oranları bunlara örnek. Ayrıca, Türk enerji karışımına kısa süre içerisinde nükleer enerjinin de dahil edileceğini unutmamak gerek. Tüm bunlar ciddi bir potansiyeli beraberinde getiriyor” görüşünü paylaşıyor.

Hidrojen önemli bir oyuncu olacak

Dünyanın en önemli meselelerinden biri olan ‘sıfır karbon salımı’ konusunda hidrojenin yeni ve önemli bir oyuncu olacağının altını çiziyor Caner Can. Türkiye’nin yakın gelecekte ulusal hidrojen stratejisini açıklamak için gerekli çalışmaları sürdürdüğünü söylüyor. Bu çerçevede, hidrojenin elektrik üretiminde ve ulaştırmada kullanılması/depolanması üzerinde çalışıldığını öğreniyoruz.

“Yenilenebilir kaynaklardan sıfıra yakın sera gazı salımıyla yeşil hidrojen elde etmek mümkün” diyor Can. Türkiye’nin enerji sisteminin dönüşümünde, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarındaki kayda değer potansiyelinin yanı sıra yeşil hidrojenden de istifade edebileceğini anlatıyor.

Üretimin yarısını Avrupa’ya ihraç edebilir

Panelde bu konu oldukça dikkat çekiyor… Caner Can, İstanbul merkezli bir STK’nın geçtiğimiz günlerde duyurduğu rapordan bahsediyor ve Türkiye’nin alandaki muhtemel potansiyelini anlatıyor:

“Rapora göre Türkiye’nin mevcut elektrik arz sepetinde yenilenebilir kaynakların oranının artması ve gerekli yatırımlarla birlikte 2050’de yıllık 3.4 milyon tona kadar yeşil hidrojen üretimine ulaşabilmesi mümkün. Ülkemizin yeşil hidrojen tüketiminin 2050’ye kadar maksimum yaklaşık 1,9 milyon tonla sınırlı kalacağı dikkate alınırsa, üretimimizin yaklaşık yüzde 45-60’lık bölümünün ihraç edilebileceği ortaya çıkıyor. Bu da Türkiye’nin üreteceği 1,5 ile 2 milyon ton arasında yeşil hidrojenin Avrupa ülkelerine satılabilmesi anlamına geliyor.

Hidrojen boru hatlarıyla taşınabiliyor… Bu çerçevede, yeşil hidrojenin Avrupa’ya ihracında, halihazırda rekor düzeydeki gaz ve elektrik fiyatlarının görüldüğü Avrupa’nın enerji arz güvenliğini pekiştiren Güney Gaz Koridoru’nun ana omurgasını oluşturan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’ndan (TANAP) yararlanabileceği veya doğrudan amonyağa dönüştürülerek gemi taşımacılığı yoluyla da ihraç edilebileceği çalışmada belirtiliyor.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki kayda değer potansiyeli, 2050’ye giden süreçte bölgemizde yeşil hidrojen ve amonyakta rekabetçi fiyatların oluşmasına da ciddi katkılar sağlayabilir. Elbette rekabetçi fiyat ortamı da bu alandaki piyasanın derinleşmesine ve genişlemesine, daha fazla piyasa oyuncusunun ticarete dahil olmasına imkan verecek. Diğer bir deyişle, Türkiye’nin yeşil hidrojen alanında kaydedeceği başarılar bölgemizde çarpan etkisine sahip olacak.”

Elektriği satıyoruz hidrojen de satabiliriz

Daha net anlaşılması için elektrik örneği üzerinden konuşmaya devam ediyor Enerji Danışmanı Caner Can… Türkiye’nin 2015’ten bu yana Avrupa Elektrik İletim Sistem İşletmecileri Ağı’na bağlı olduğunu anımsatıyor. Yani Türkiye AB ülkeleriyle elektrik ticaretinde bulunuyor ve elektrik fazlası olduğunda AB’ye ihraç edebiliyor.

EPDK raporlarına göre 2019’da toplam 2,79 terawatt saat elektrik ihracatımızın yaklaşık yüzde 95’i Yunanistan’a ve yüzde 4’ü Bulgaristan’a yapılmış. Bu ihracatımız ise Yunanistan’ın elektrik üretiminin yüzde 5’ine, elektrik ithalatının ise yüzde 25’ine denk gelmiş.

Can, elektrik alanındaki bu önemli iş birliğinin hidrojen ve amonyak ticaretinde de uygulanabileceği öngörüsünde bulunuyor.

AB’nin ihtiyacına Ankara çözüm üretebilir

Tabi bu noktada farklı bir soru daha ortaya çıkıyor… Evet Türkiye bu üretimi yapabilecek potansiyelde. Peki, Avrupa’nın buna ihtiyacı var mı? Can’ın konuşmasının sonunda değindiği konulardan biri de bu oluyor:

“Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat çerçevesinde ortaya koyduğu iddialı hedeflere ulaşılması açısından yeşil hidrojen kayda değer bir önceliğe ve öneme sahip. AB’de bu alanda bir ekosistem yaratabilmek için ciddi yatırımlara ve planlamalara ihtiyaç var.

AB, 2030 yılına kadar hidrojen üretimi için 40 GW’lık elektrolizör kapasitesini ve bu çerçevede 10 milyon ton yeşil hidrojen üretimini hedefliyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na (IRENA) göre, böylesine iddialı bir hedef AB’nin yeşil hidrojende komşu ülkelerden yapacağı ithalatı zorunlu kılacak.

AB’nin hidrojen stratejisinin hayata geçirilmesine katkı sağlanması ve Yeşil Mutabakatla ortaya konulan 2050’de sıfır karbon taahhüdünün desteklenmesi amacıyla, Avrupa’da Temiz Hidrojen İttifakı oluşturuldu. Bu girişimin son raporunda TANAP, Avrupa Hidrojen Omurgasına dahil edildi.

Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da ülkeler arasında yeterli doğal gaz şebeke bağlantılarının henüz mevcut olmadığı bu bölgelerde doğal gaz alanındaki altyapının yeterince dayanıklı olmadığı dikkate alındığında Türkiye’yle bu alanda da tesis edilecek işbirliğinin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Ayrıca, Türkiye – AB hidrojen işbirliği bu alanda bölgedeki tüm ülkeler için ekonomik faaliyetler yaratılmasına, istihdamın arttırılmasına, ayrıca fosil yakıtlara olan bağımlılığın azaltılmasına imkan sağlayacak. Bu kazanımlar da ilerde Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasının yol açabileceği sınamaların üstesinden daha kolay gelinmesini kolaylaştıracak.

Tüm bunlar bize Türkiye’nin Avrupa’da akıllı ve sürdürülebilir bir enerji dönüşümü için kilit önemi haiz bir oyuncu ve ortak olarak öne çıkmaya devam ettiğini gösteriyor.”

TRTHaber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer

Milli mühimmatlar birer birer sahaya iniyor

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) Müdürü Gürcan Okumuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, konjonktürel gelişmelerin de etkisiyle savunma sanayisi ürünlerine talebin her geçen gün arttığını söyledi. Enstitü olarak mevcut projelere Ar-Ge, geliştirme ve mevcut ürünlere de yetenek kazandırma amacıyla yenilerinin eklendiğini ifade eden Okumuş, seyir füzesi SOM […]

TOGG, çip ve batarya krizine takılmayacak

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, çip krizinin bir sene daha süreceğini tahmin ettiklerini belirterek, “Planlarımız doğrultusunda, yaptığımız rezervasyonlarla çip krizine takılmayacağımızı düşünüyoruz. Çip krizinden daha önemli bir kriz çıkacak; batarya krizi. Hücre yok. Biz başından itibaren bu işi planlayarak çözeceğimiz için batarya hücre krizine takılmayacağız.” dedi. Karakaş, Sanayi ve Teknoloji […]